ASETAM Müdürü Çağlayan: COP31’de Tarım Teknolojileri Konuşulacak

Akdeniz Üniversitesi Sera Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASETAM) Müdürü Doç. Dr. Nuri Çağlayan, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi’nin, kenti sera ve tarım teknolojileri konusunda küresel bir uygulama merkezine dönüştürebileceğini vurguladı.

Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya EXPO Fuar Alanı’nda gerçekleştirilecek olan dev organizasyon öncesinde uzmanlar, zirvenin tarım sektörü üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları ve Teknolojileri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Nuri Çağlayan, Antalya’nın 2025 yılı “İklim Başkenti” seçilmesinin ve zirveye ev sahipliği yapmasının tesadüf olmadığını belirtti. Çağlayan, bu sürecin Antalya’nın iklim dostu tarım teknolojilerinde bir “teknoloji üssü” haline gelmesi için büyük bir fırsat olduğunu kaydetti.

Sera Varlığında Avrupa’da İkinciyiz

Türkiye’nin iklim krizine karşı yürüttüğü politikalarla önemli bir misyon üstlendiğini ifade eden Doç. Dr. Çağlayan, ülkenin sera potansiyeline dikkat çekti. Çağlayan, “Dünyadaki sera varlığı bakımından dördüncü sırada, Avrupa’da ise hemen İspanya’nın arkasından ikinci sırada yer alıyoruz. İklim dostu tarım teknolojilerinin, özellikle sera teknolojilerinin geliştirilmesi ve sahada yaygın hale getirilmesinde Antalya bir uygulama merkezi haline gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Su Krizine Karşı “Akıllı Sera” ve “Bitki Fabrikası” Çözümü

İklim dostu tarımın bir tercihten öte, su kriziyle mücadelede bir zorunluluk haline geldiğinin altını çizen Çağlayan, teknolojik tarımın sağladığı tasarruf oranlarını şu verilerle açıkladı:

  • Akıllı Seralar: Normal üretime göre %50’ye yakın su tasarrufu sağlıyor. Atık suyun geri dönüştürüldüğü ileri uygulamalarda su ve gübre tasarrufu daha da artıyor.
  • Bitki Fabrikaları: Tam yapay ortamda yapılan üretimle, açık tarla tarımına göre %90’a varan su tasarrufu elde edilebiliyor.

Çağlayan, çarpıcı bir örnek vererek, “Açık tarla koşullarında bir kilogram marul üretimi için yaklaşık 200 litre su gerekirken, bitki fabrikalarında aynı miktar üretim ortalama 10 ila 20 litre suyla gerçekleştirilebiliyor” dedi. Ayrıca bu yöntemle gübrede %60, işçilikte ise %70 oranında tasarruf sağlandığını bildirdi.

Enerji Üreten Seralar: Agrivoltaik Tarım

COP31 sürecinde tarım ve enerji entegrasyonunun da masaya yatırılacağını belirten Çağlayan, aynı arazide hem tarımsal üretim hem de elektrik üretimini mümkün kılan agrivoltaik tarım sisteminin yaygınlaştırılması gerektiğini savundu.

Güneş panel sistemlerinin seralarla entegre edilmesi gerektiğini vurgulayan Çağlayan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Seralarla beraber güneş panel sistemlerinin kullanılması ve örtü malzemelerinin buna uygun hale getirilmesi sayesinde seralar hem enerji üretebilecek hem de yıl boyunca üretim yapabilecek. Yazın güneşin yoğun olduğu dönemlerde, fotovoltaik film katkılı örtü malzemeleri güneşi bir nebze engelleyerek gölge etkisi yaratacak, bu da üretime katkı olarak dönecektir.”

Hüseyin Mert Acar

Gazeteci, Tarım Yazarı, Dijital Pazarlama ve SEO uzmanı olarak dünyadan ve yerelden; tarımsal üretim ve ziraat uygulamaları hakkında gündeme dair içerikler üretiyorum.

Benzer İçerikler

Abone
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle