Ukrayna’nın Olası AB Üyeliğinin Doğuracağı Riskler ve Fırsatlar
Savaşın yıkıcı gölgesi beşinci yılına girerken, Ukrayna yüzünü inatla Batı’ya, Avrupa Birliği’ne dönmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy’nin Ocak ayı sonunda masaya koyduğu “kesin katılım tarihi” ısrarı, cephedeki ateşin ortasında stratejik bir hamle olarak duruyor. Ancak gerçekler, bürokrasinin soğuk koridorlarında yankılanan Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in o net cümlesinde gizli: “1 Ocak 2027’de üyelik söz konusu bile değil. İmkansız.” Barış masası henüz ufukta görünmezken, olası bir üyelik senaryosunun masadaki en çetrefilli dosyası ise ne silahlar ne de sınırlar; mesele doğrudan toprağın kendisi, yani tarım.
41,3 Milyon Hektarlık Dev ve İklimin Gölgesi
Ukrayna’nın tarımsal kapasitesi, Avrupa için hem bir rüya hem de uykuları kaçıran bir rekabet potansiyeli taşıyor. 2022 verilerine göre 41,3 milyon hektarlık tarım arazisiyle karşı karşıyayız. Düşünün ki, tüm İtalya’nın yüzölçümü sadece 30,2 milyon hektar. Yüzde 45’i humus zengini kara topraklardan oluşan bu devasa tarım makinesi, Sovyet mirası büyük işletme yapılarıyla kaynak kullanımında müthiş bir verimliliğe sahip.
Ancak bu muazzam ölçek, üretim risklerini de aynı oranda büyütüyor. Ukrayna bozkırlarında yaşanabilecek şiddetli bir zirai don, savaşın ve altyapı eksikliklerinin tetiklediği çevre kirliliği veya hasat dönemini vuran ani sel felaketleri, sadece yerel birer kriz olmaktan çıkıp, doğrudan gıda tedarik zincirini sarsacak depremlere dönüşebilir. Vahşi tarım yerine, iklim krizine dirençli, toprağı ve su kaynaklarını koruyan akademik temelli çözüm politikalarının entegrasyon sürecinde acilen devreye alınması şart. Özellikle akademik araştırmaların işaret ettiği gibi, bölgesel risk haritalarının çıkarılması ve afetlere karşı erken uyarı sistemlerinin AB fonlarıyla desteklenerek kurulması, bu devasa arazinin sürdürülebilirliği için kaçınılmazdır.
Pazar Savaşları, Dağıtım Çıkmazı ve Türkiye’nin Sınavı
Ukraynalı çiftçilerin AB ortalamasına göre yüzde 20 ila 40 oranında daha düşük maliyetle üretim yapabilmesi, pazar dinamiklerini kökünden sarsmaya aday. 2024 ve 2025 yıllarında Ukrayna tarım ihracatının yarısının AB’ye yönelmesiyle patlak veren krizler, yaşanacakların sadece küçük bir fragmanı. İşin asıl kilit noktası ise sübvansiyonların paylaşımında ortaya çıkıyor. Sızan belgelere göre Ukrayna’nın 96,5 milyar avroluk Ortak Tarım Politikası (CAP) fonuna hak kazanması, mevcut üyelerin pastasının yüzde 20 küçülmesi demek. Bu durum, on yıla yayılan kademeli bir uyumlaştırma sürecini veya salt alan bazlı primlerden vazgeçilerek çevre, iklim ve hayvan refahı odaklı yeni bir ödeme sistemine geçilmesini zorunlu kılıyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise tablo çok daha katmanlı bir hal alıyor. Yıllardır Karadeniz’de tahıl koridoru gibi inisiyatiflerle küresel gıda krizlerine nefes aldıran Türkiye, en büyük hammadde tedarikçilerinden birinin AB pazarına entegre olması durumunda yeni bir rekabet ortamıyla karşılaşacak. Türkiye’nin un ve makarna gibi mamul ürün ihracatındaki gücü, Ukrayna’dan ithal edilen uygun maliyetli buğday ve yağlı tohumlara önemli ölçüde bağlı. Ukrayna tahılının gümrüksüz ve sınırsız bir şekilde Avrupa iç pazarına yönelmesi, Türkiye’deki işleme tesislerinin hammadde maliyetlerini yukarı çekebilir. Üstelik mesele sadece ticaret değil; Karadeniz havzasını paylaşan komşular olarak, Ukrayna topraklarında yaşanacak olası sel veya zirai don felaketlerinin yaratacağı arz şokları, doğrudan iç piyasaya da fiyat dalgalanması olarak yansıyacaktır. Bu entegrasyon ihtimali, Türkiye’nin kendi tarımsal öz yeterliliğini acilen artırması için çalan yüksek desibelli bir alarm zili niteliğinde. Dolayısıyla bu durum küresel tahıl ticaretinde yeni risk dalgası yaratabilir.
Standartların Uyumu ve Düşen Beklentiler
Ukrayna’nın AB entegrasyonu sadece pazarın sınırlarının açılması değil, oyunun kurallarının da eşitlenmesi anlamına geliyor. Çevre yasalarından hayvan refahı ve tüketici haklarına kadar pek çok alanda standartların uyumlaştırılması mecburi. Ukraynalı tarım işçilerinin AB içinde serbest dolaşıma katılması, Ukrayna içindeki ücretleri de yukarı çekerek o meşhur maliyet avantajını zamanla dengeleyecektir.
Tüm bu tarımsal ve ekonomik hesaplaşmaların gölgesinde, Avrupa kamuoyunun entegrasyona bakışı da değişiyor. Eurobarometer verilerine göre, 2022’de Ukrayna’nın üyeliğine yüzde 66 oranında destek veren AB vatandaşlarının oranı 2025’e gelindiğinde yüzde 52’ye gerilemiş durumda. Savaşın uzaması ve tarımın yapısal sancıları, siyasi nutukların ötesinde, masadaki en büyük ve en somut engel olmaya devam edecek.