Hürmüz Boğazı’ndaki Kriz Gübre ve Petrol Piyasalarını Vurdu

Türkiye ekonomisi 2025 yılını genel bir büyüme ivmesiyle kapatırken tarım sektörü son çeyrek asrın en sert daralmalarından birini yaşadı. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre ekonomi genelinde yüzde 3,6 oranında büyüme kaydedilirken inşaat sektörü yüzde 10,8 ile öne çıktı. Ancak ekonominin can damarlarından biri olan tarım sektörü yüzde 8,8 oranında küçülerek diğer tüm sektörlerden pozitif ayrışmayı başaramayan tek alan oldu. İçeride kuraklık ve yapısal sorunlarla boğuşan tarım sektörü, şimdi de Hürmüz Boğazı’nda patlak veren jeopolitik krizin yarattığı küresel gübre tedarik zinciri kırılmalarıyla yüzleşmeye hazırlanıyor.

Tarım Sektörü Son Çeyrek Asrın En Sert Daralmasını Yaşadı

Tarımdaki küçülme eğilimi 2025 yılı boyunca çeyreklik bazda giderek hızlanan bir grafik çizdi. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 2 ile başlayan daralma, ikinci çeyrekte yüzde 3,5 seviyesine ulaşırken üçüncü çeyrekte yüzde 12,7 gibi çarpıcı bir orana tırmandı. Ortaya çıkan bu ağır tablonun arkasında artan girdi maliyetlerinin yanı sıra iklim değişikliğinin getirdiği kuraklık ve zirai don gibi felaketlerin büyük payı bulunuyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, son çeyrek büyüme verilerine ilişkin bigpara’ya yaptığı değerlendirmede tarımdaki bu sert küçülmenin nedenlerine değinerek kuraklık ve zirai don etkilerinin yılın son çeyreğine kadar devam ettiğini vurguladı. Ancak uzmanlara göre sorun yalnızca iklimsel faktörlerle sınırlı kalmıyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Hürriyet’e verdiği demeçte tarımdaki krizin temelinde yatan yapısal eksikliklere dikkat çekti. Suiçmez, genel destek düzeyinin yetersiz kaldığına ve dışa bağımlı girdi maliyetlerinin sürekli arttığına işaret ederek olağanüstü durumlara karşı özel ekonomik paketlerin devreye alınmamasını eleştirdi. Şap hastalığı ve kahverengi kokarca gibi tarımsal üretimi baltalayan ek etkenlerin de altını çizen Suiçmez, yapısal sorunlar çözülmeden ülkede gıda yeterliliğinin sağlanamayacağını belirtti.

Küresel Çatışmaların Gölgesinde Gıda Enflasyonu ve Verim Kaybı Riski

İçeride ağır yara alan tarım sektörü için ufuktaki en büyük tehlike ise uluslararası sularda yaşanıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla tırmanan gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol sevkiyatları fiilen sekteye uğratmış durumda. Dünya gübre ihracatının yaklaşık üçte birinin bu kritik rotadan geçiyor olması, küresel gıda güvenliği açısından alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. Dünya Ticaret Örgütü raporları bu tıkanıklıktan en çok etkilenecek ülkeler arasında Hindistan, Tayland ve Brezilya gibi büyük üreticilerin bulunduğunu ortaya koyuyor.

Tarımsal girdilerde büyük oranda dışa bağımlı olan Türkiye de bu küresel tedarik şokunun etki alanında kalıyor. Sektör temsilcilerine göre mevcut gübre stokları kısa vadede yeterli görünse de Hürmüz Boğazı’ndaki krizin uzaması halinde tablo hızla değişebilir. Olası bir tedarik krizinin gübre fiyatlarında ani sıçramalara yol açması beklenirken, uzmanlar bu durumun 2026 yılı hasadında ciddi verim kayıpları ve arz düşüklüğü yaratacağı konusunda uyarıyor. Gübreye erişimin zorlaşması ve maliyetlerin artmasıyla birlikte, tarımdaki daralmanın gıda enflasyonunu daha da tetikleyerek doğrudan tüketicinin cebine yansıması kaçınılmaz bir son olarak değerlendiriliyor.

Hüseyin Mert Acar

Gazeteci, Tarım Yazarı, Dijital Pazarlama ve SEO uzmanı olarak dünyadan ve yerelden; tarımsal üretim ve ziraat uygulamaları hakkında gündeme dair içerikler üretiyorum.

Benzer İçerikler

Abone
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle